Pazartesi, Mart 07, 2016

ahmet oktay

yıllar önce klasik bir tezer özlü hayranıydım, halen seviyorum tezer özlü'yü, nilgün marmara'yı ve kanat güner'i sevdiğim gibi, tezer'in siyah beyaz fotoğrafını severken, hayalet oğuz'u keşfetmiştim, sonra hayalet merakımdan ahmet oktay'ın gizli çekmecesini aradım durdum, uzun bir zaman sonra buldum okudum gizli çekmece'yi ve yky'dan çıkan hayalete övgü'yü, üstüne sezer duru'nun o pera'daki hayaleti okumuştum yani gayet hatmetmişim hayaleti, vakti zamanında.

ahmet oktay'a dönersem, yaşanan kayıpları gördükçe, yaşça büyük değerli insanlarla muhabbet etme şansını kayıp ettiğimi düşünüyorum, rakı masasında veya sahil kenarında çay bahçesinde konuşmak, dinlemek, dediğim bir ders değil sadece tatlı çakırkeyif bir muhabbet, gittikçe eksilen bir zenginlik.

Hiç yorum yok: