Cumartesi, Ekim 30, 2010

taşın-ma

+ mi confesion, gotan project

bu şarkıda dans etmek, tango, işte asıl büyü bu..


Cuma, Eylül 03, 2010

eski bir yazı..

zamane ask mektuplari nasil olur acaba
insanin sevdigi insana methiyeler duzmesi mi
yoksa ona sevdigini haykirmasi mi
peki gecmiste ozlemle yazilan satirlar,
onlar ne kadar uzak acaba bize
belki de sandigimizdan daha yakindir, ne dersin
senden mesafece uzakta kus ucmaz kervan gecmez bir cografyada
boyle seyler yazmak ne tuhaf ya da ne kadar gercekustu
insan bir hos oluyor
sonra bunlari kelimelere dokup daha da sarhos oluyor
icimde hafif bir mirrrlama
sacimda serin ruzgar
keskelerim var, sen ne kadar kizsanda;
simdi seninle kadıköyde yuruyor olmak keskesi,
yururken yuzume vuran ruzgari sana bakarken hissetme keskesi,
ruzgari hissederken elini tutup sanki ilk defa
birisinin elini tutuyor sanip heyecanlanma keskesi,
ellerini tutarken gozlerine bakip kaybolma keskesi,
gozlerine bakip dudaklarini operken yuzumun kizarma keskesi,
ve daha nice keskeler,
seninleyken keskelerim hic bitmeyecek galiba.

Salı, Ağustos 17, 2010

"sonra yüzümüzdeki savaş boyalarını çıkardık
ve konuştuk iki uygar insan gibi...
bana som kayaları...
dar boğazları...
kendi iç geçitlerini gösterdi..."

lale müldür



Perşembe, Ağustos 12, 2010

26 Eylül 1945

bizi esir ettiler,
bizi hapse attılar :
beni duvarların içinde,
seni duvarların dışında.

n.h.ran

Cuma, Şubat 12, 2010

yavaş yavaş yaşanan bir hayat
yavaş atılan adımlar, alınan nefesler
bir cuma akşamı
bu karışık sokaklarda
yavaşlık pek olağan aslında
önümden geçen şu siyah renkli insanlar
doğudan gelmiş çekik gözler
ve beyaz tenli, sarı saçlı kadınlar,
bu sokaklarda
şarkı söylemek daha kolay galiba
işte hal böyleyken
yavaş, yalnız adımlarla ve ıslık çalarak
evime doğru yol alıyorum
kimi zaman yarım bildiğim şiirin mısrasını yakalıyor ruhum
sahilden gelen lodosun sıcaklığı yalıyor boynumu..

Pazartesi, Ocak 25, 2010

belli zaman önce
belki bir süre önce
şiirde dediği gibi işte
kar yağarken
pencereden dışarı bakarken
sokaktan bir bozacı geçiyor
ve "bozaaaa" diye çığırıyor..

Cumartesi, Ocak 16, 2010

...bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum
bildiğim ancak aşıkken varolduğum
bu yüzden benim için aşık olmak
yüzyıllardır hasretine katlandığım yokluğum..
"aşktan sözedildiğini duymamış olsalar hiç sevmeyecek insanlar var." demiş la rauchfauld..
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

m.mungan