Perşembe, Haziran 28, 2007

lost in translation/güzelleme


















- deniz, deniz 200
- deniz 200, deniz
- uygunsa bora !

sabaha karşı aydınlanan gökyüzünü izlemek alışkanlık oldu ve doğan güneşi, ister bir sahil kasabasında, isterse benim gibi dağ başında ya da içiçe girmiş binaların kenarından bakmak gökyüzüne ve uzaklara, seviyorum ben bu hali, uzakta gördüğüm sıralanmış dağları, köyleri, bir yanda o düzlüklerdeki yaşamları, diğer yandaki sarp dağları, dicleyi. burda bulunduğum süre içinde çoğu zaman kendime sorduğum sorulardan birisi ise şu oldu "yaa ben şu taa ilerde, dicle kenarındaki köyde yaşayan insanlardan birisi olsaydım" anlamsız bir soru mu, ama bana hep ilginçten öte sanki gizli bir anlamı varmış gibi gelmiştir, zaman akıyor ellerimden ve hayata basit bir kolaycılıkla yaklaşmıyorum, anlam ve gizem daha çekici olmuştur benim için, geceleri o sınırsız düzlüklere bakınca, ki heryer görülüyor idil, nusaybin, habur, dicleye ışıkları vuran mardin ve batman'ın köyleri, ırak ve suriye şehirleri karşımda, insanoğlunun işgal ettiği topraklardaki izi çıkıyor karşıma, her taraf bir ışık curcunası, heryer aydınlanmış fakat sırtımı döndüğüm yöne bakınca karşıma çıkan koca bir ormandaki karanlık ve siirt dağlarının silüetinden başka birşey değil. şimdi uyumam lazım.

+ foto : bakış, jackk.
+ make this go on forever, snowpatrol

Hiç yorum yok: