Pazartesi, Nisan 02, 2007


lost, heroes ve howImetyourmother hoşta peki beni delip geçen yeditepe istanbulum nedir, nerdedir; o sözleri kara dehliz, bakışmaları derin koyu mavi, hayata ve aşka dair masallar gizli orada, gizemler, gizler saklı köşelerde, tıpkı şu yukarda ki fotoğraf gibidir bilirim, yüzlere bakınca ne görüyorsunuz şu arkadaşının omzuna elini atmış saf gülüşlü kızı, o paytak bakışlı çocuğu, fotoğraf çektirmenin ciddiyetindeki çocuğu, sevmemek elde mi..

*yusuf: "adım yusuf, otuzbeş yaşındayım. daha hiçbirşey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. o yüzden kenarındayım..."

*tevfik: "ooo, işi ilerletmişsin, ne dedi duru?"
ömer: "ömer dedi. hiç kimse adımı bu kadar güzel söyleyemez..."

seneler önce aldığım 2 ciltlik ali-aziz nesin mektuplaşmalarını bitirebildim nihayet, yaklaşık 1130 safya olan mektuplar okuması zevkli, ufuk açıcı ve akıp giden yaşamları dışardan gözlem fırsatı veren; biyografi gibi farazilere, kurguya dahil olmayan, baba aziz ve oğul ali nesin' in gerçeğe en yakın insanlık hallerini sunan bir kitap; isviçre' de ki lise yıllarından, bilkentte öğretim görevliliğine, nesin vakfının kurulmasına kadar 20 seneye yakın bir zaman süreci elinizin altında, okumanızı tavsiye ederim, pişman olmazsınız..

+ my istanbul, mizan
+ foto : threeschoolchildren, nuribilgeceylan

Hiç yorum yok: